Almanya’nın Nişantaşı’sı; Düsseldorf Gezi Rehberi

Eğer fuarlarla işi olmayanlardansanız, Almanya gezinize muhtemelen Kuzey Ren bölgesinden ve bu bölgenin başkenti olan Düsseldorf’tan başlamazsınız. Berlin’e filan gidersiniz, çünkü daha renkli, daha bir gidilesi, daha bir Almanya! Ama biz tuttuk Düsseldorf’a gittik, çünkü bilet aldığımız sezonda en uygun Almanya fiyatını bu şehirde yakaladık. Sonra görmek istediğimiz şehirlerden en yakınlarını bir rotada topladık ve oldukça keyifli bir Almanya keşfine dönüştürdük. Zaten ilk cümleden söyledik, Düsseldorf öyle buram buram Almanya kokan,  sürprizlerle dolu, sanatla bezeli Avrupa şehirlerinden değil. İstanbul’un Nişantaşı’nı görmüşseniz veya Avrupa Yakası’nı izleyip ‘Nişantaşı çocuğuyum’ repliklerini duymuşsanız Düsseldorf’un dokusu hakkında az biraz fikir sahibi olursunuz. Şık insanlar (Milano, Paris gibi burası da bir moda kenti çünkü), dünyaca ünlü markaların butikleri (Mesela Louis Vuitton önünde kuyruk vardı) yıldızlı restoranlar ve tabii her yerde göremeyeceğiniz muhteşem arabalar Düsseldorf caddelerinin aksesuarları.

Koenigs – Allee adındaki kentin en kalabalık caddesinin ortasından  geçen Ren Nehri tüm Avrupa’da olduğu gibi en kartpostallık detay. Hele de Noel zamanı gittiyseniz nehrin en makyajlı halini görebilirsiniz. Diyelim ki aradığınız yeri bulamadınız ve navigasyon da sizi nedense pek anlamamış, adres sorabileceğiniz bir Türk ile mutlaka karşılaşacağınız müjdesini de verelim. Düsseldorf ve civarındaki küçük kasabalarda oldukça fazla bir Türk nüfus var. Çoğu da gıda sektöründe çalışıyor ve ara sokaklarda dönerci, kebapçı, market olarak kendilerini hemen belli ediyor.

Araçsız geldiyseniz nereye nasıl giderim diye sakın dert etmeyin. Hatta araçsız geldiğinize sevinin, çünkü Almanya’da park yerlerine girip çıkmak minimum bir öğün yemek parası. Haritadaki rotanız birbirine uzak noktalar kapsıyorsa ve toplu taşıma gerektiriyorsa öncelikle tramvayı veya otobüsü (s bahn) tercih edin ki caddeleri seyredebilin. Metro (u bahn) Düsseldorf’ta tam randıman çalışan ve her yere ulaştıran en güçlü alternatif.

Düsseldorf Gezilecek Yerler, Düsseldorf ’ta Ne Yapılır?

Düsseldorf’un en güzel yönü bizce Ren Nehri’nin kıyısında ve su sesiyle tanışık bir şehir olması. Şehrin dinamiği şatafatı, yoksa insan enerjisinin pek de çekiciliği yok. Eğer geniş bir Avrupa rotanız varsa Düsseldorf ’un İngiltere’ye çok yakın, Belçika ve Hollanda’ya ise daha yakın (araçla ve trenle 2 saat civarında) olduğunu şuraya yazalım ki, diyelim ki sıkıldınız kalkıp gitmekten çekinmeyin. Ama madem Düsseldorf’a niyetlendiniz, Düsseldorf gezilecek yerler listesine göz atmadan da öyle kalkıp gitmeyin.

düsseldorf gezilecek yerler

Königsallee

Düsseldorf’un  yukarıda da methettiğimiz en havalı caddesi burası ve Almanlar buraya kısaca KÖ diyor. Bu caddenin aynı zamanda dünyada kılık kıyafete en çok para harcanan yerlerden biri olduğunu da ard arda dizilmiş ünlü butiklerden anlayabilirsiniz. Caddenin ne tarafından yürürseniz yürüyün dallanıp budaklanan pasajları ve sokak aralarını da gezin. Bazen enteresan vitrinlere rastlayabiliyorsunuz çünkü. İnsanları, arabaları ve vitrinleri izlemekten başka bir numarası olmayan bu caddenin sonunda mimarisini öve öve bitiremedikleri kocaman çelikten Kö-Bögen dedikleri bir AVM var. Ayrıca gelip geçenin pek sevdiği Tritonenbrunnen Çeşmesi var ki bu da modern caddeye az biraz tarihi bir hava katıyor.

Altstandt

Düsseldorf’un bir yanında Ren Nehri, bir yanında barlar ve eğlence mekanları uzanan Altstandt bölgesi Almancada ‘eski şehir’ anlamına geliyor ve her şehrin hemen hemen bir Altstandt’ı var. Nehirde tekneyle gezmek istiyorsanız buradan biniyor ya da yemek için tekne alternatiflerini de değerlendirebiliyorsunuz. Bira patatesi öyle abartılı Euro’lara yemeyeceğiniz Longest barlar yanında kaliteli şaraplarla deniz ürünleri sunan kaliteli restoranların inci gibi dizildiği bölgenin iç kısımları gençlerin aktif takıldığı yerler.

Sayanlar bu bölgede 250 civarında bar olduğunu söylüyor ki zaten bölge dünyanın en uzun bar sokağı olarak da nam salmış. Bir barda kente özgü bir bira tatmak isterseniz ‘Alt’ adında lezzetli bir biraları var.  Bira yanına en uygun gördükleri atıştırmalık ise hoppp deyip tek lokmada yuttukları sandviç arası hardallı sosis ve bir de kuşkonmaz. Altstandt’ın başlangıcı olan merdivenler (ki bu merdivenlere Ren Merdivenleri anlamına gelen Rheintreppen deniyor) aynı zamanda nehri oturarak izleyebileceğiniz bir seyir noktası ve her daim cıvıl cıvıl. Havanın parlak olduğu zamanlarda burada sokak sanatçıları görebilir, mini konserler izleyebilirsiniz. Ve yine Noel pazarlarının kurulduğu dönemlerde geldiyseniz birçok renkli stantla da karşılaşabilirsiniz.

Carlstadt

Burası aslında bir meydan ve asıl önerilen yeri Carlsplatz denilen açık pazar yeri. Bavula iki peynir atayım diyorsanız ve marketler dışında yerel ürün görmek istiyorsanız zengin bir ürün yelpazesiyle karşılaşacaksınız. Küçük dükkanların önüne tadımlık ürünler konmuş ve en ilginci de onlarca çeşit peynir. Neler mi var başka; et ürünleri, süt ürünleri, meyve, sebze, çiçek, sulu yemek, bira, kahve gibi uzayıp giden bir liste sayabiliriz size. Pazar günleri kapalı olan Carlsplatz şehirde geçireceğiniz vakit azsa gezilmese de olur diyeceğimiz yerlerden.

Ren Kulesi

Ren Nehri’nin hemen kenarında 240 metre yüksekliğinde bir tv kulesi var ki, şehrin birçok yerinden kafanızı kaldırdığınızda görebiliyorsunuz. Şehri yükseklerden görmek için ideal bir nokta olmasına rağmen bu size kişi başı 9 Euro’ya patlıyor. Dilerseniz üst katlarda restoran bölümü var, gelmişken özel menüler de yiyebiliyorsunuz. Yalnız bunun için önceden rezervasyon gerekiyormuş, bilginize… Bu arada kulenin üzerinde ülkenin en büyük dijital saati var. Bu bize çok enteresan ve özel bir bilgi gibi gelmese de belki siz ilgilenirsiniz.

Classic Remise Dusseldorf

Şehrin araba müzesi var bir de… Onu burada anlatıyoruz çünkü çok foto çektik ve biraz methetmek istiyoruz.

Düsseldorf ’a Ne Zaman Gidilir?

Almanya’nın en kalabalık 7. şehri olan Düsseldorf’a ne zaman gidilir ondan da bahsedelim biraz. İş için geldiyseniz şu mevsimde gelseydiniz üşümeyecektiniz demek gibi bir önerimiz yok elbette. Ama gezmek için gelecekseniz Mayıs- Eylül aylarının uygun olduğunu söylüyorlar. Fakat şunu da belirtmekte fayda var, ne zaman gelirseniz gelin yağmurlu bir havayla karşılaşma olasılığınız çok yüksek. Ve pek tabii sisin pusun fon yaptığı şehir siluetini güneşli bir havada görmeniz şanslı olduğunuzun göstergesi. Mayıs – Eylül ayları arası zaman dilimi haricinde nasıl bir soğukla karşılaşacağınız ise biz dahil hiçbir merci tarif edemez çünkü buranın 4 derecesi ile kutuplar arasında bir benzerlik olduğunu düşünmedik değil. Yani dememiz o ki bavulunuzda şemsiye, yağmurluk, kuş tüyü mont gibi cankurtaranları getirmeyi unutmayın.