Köln Gezi Rehberi

Almanya’nın 4. büyük şehri Köln, Cologne diye yazılıyor ve bildiğimiz limonlu kolonya da adını bu şehirden alıyor. Köln turist mantığında bir şehir değil, onu baştan söyleyelim. Yani yakınlarda bir fuar varsa, çocuk okutmak için bir ülke arıyorsanız ya da dayınız, amcanız filan Alamancıysa elbette gidilir neden olmasın! Bira festivali kaçar mı derseniz, Noel pazarı gezmeyi sevenlerdenseniz ve ucuz bir uçak bileti de bulduysanız o zaman da gidin, kaçırmayın. Diyelim ki bavul kapıda gidiyorsunuz, o zaman size bir Köln gezi rehberi hazırladık, uçakta filan okursunuz.

Almanya’da önüm arkam sağım solum Türk diyebileceğiniz kentlerin ise en başında geliyor Köln. Biz gittiğimizde deli bir soğuk vardı ve artık nerede olursa olsun bir yerimiz donup da uyuştuğunda Almanya’nın kulakları çınlıyor. Burnunun ucunun üşümesi gibi garip bir durumu ilk kez Almanya’yı gezerken yaşadık. Köln gezi rehberi işte o soğuktan da öte buz havanın içimizi ılıtan anılarından oluşuyor. Haydi buyurun okumaya!

Köln’e Ne Zaman Gidilir? Köln Hava Durumu

Köln’e Kasım ayında, tam da Noel pazarının kurulduğu dönemlerde gittik ve donduk. Oysa ki parklar bahçeler sonbahardı, yaprakların rengi sarıydı ama hava tam da kar havasıydı. Yani diyeceğimiz o ki, (bize de öyle dediler) Almanya’da Mayıs- Eylül arasındaki zaman diliminde üşümüyorsunuz, geri kalan zamanlarda gidecekseniz bırakın üşümeyi donuyorsunuz. Bizim gittiğimiz dönemde Köln hava durumu 6-7 derece civarındaydı ve lahana gibi giyinip robot gibi yürüyorduk. Eğer siz de bu dönemlerde gelecekseniz  bavul hazırlarken aman dikkat! şapkalar, atkılar ve eldivenler olmazsa olmazınız olsun.

Köln Gezilecek Yerler

Köln gezi rehberine şehrin en ışıltılı dönemi Christmas Market yani Noel Pazarı olayından giriş yapalım. Eğer Kasım sonundan Aralık ayının ortasına kadar Almanya’daysanız muhteşem bir pazar alışveriş kültürüyle sizi tavlıyor bu ülke. Köln’de dahil ülkenin birçok şehrinde insanlar kabak çiçeği gibi açılıyor. Özellikle geceleri aktifleşen Noel Pazarı birkaç noktada kuruluyor. En büyük ve en kalabalık olanı Dom Katedrali’nin eteklerinde kurulurken, ara caddelerde de daha küçük çaplı pazarlarla karşılaşıyorsunuz. Küçük sokak pazarları katedral önündeki pazardan bir hafta önce kuruluyor.

Köln Noel Pazarı (Kasım – Aralık son haftaları arasında gidecekseniz)

Köln gezi rehberinde Almanya Christmas Pazarı gezelim biraz da… İçinizdeki çocuğu hortlatan lunaparklar, elma şekerler, balla kavrulan fıstıklar (bayıldıkkk), dondurmalar (hava don zaten yerken düşünün), sosisler, ince kıyım patatesler, likörlü bozalar, muhteşem pasta çörekler, bol sarımsaklı makarnalar gibi şu an aklımıza gelmeyen yüzlerce içecek ve yiyecek! Sokak lezzetleri diyelim biz kısaca… Bira derseniz gırla o ayrı, Octoberfest‘i beklemenize hiç gerek yok. Pazarda dolaşırken hediyelik eşyalar arasında en çok melek figürlerini göreceksiniz. Gece lambaları, ahşap işler, basit takılar, magnetler ve yılbaşı süsleri stantlara ışıltı katan materyaller. Ama pazarı pazar yapan satılanlar değil, insanların sel gibi coşkusu. Sokak sanatçıları, her telden müzik ve kostümlerle sokağa fırlayan Almanlar oldukça eğlenceli!

Kölner Dom – Köln Katedrali

Köln Katedrali için ‘ne kadar çabalasanız, amuda kalkıp dizleriniz üstüne yatsanız da kadraja sığdıramayacağınız yapılardan’ demişlerdi. Hani kadraja sığmazdı, biz sığdırdık! Devasa bir yapıdan bahsediyoruz. Bizim gördüğümüz en büyük mabet burası. Çünkü 7000 metrekarelik alanıyla Avrupa’nın kuzeyindeki en büyük, Almanya’nın ikinci, dünyanın ise en büyük üçüncü kilisesi. Yapımı 1248 de başlayıp tam 632 yıl boyunca keyfe keder tamamlanmış. Yani biraz da tembel işi, nerdeee bizdeki inşaat anlayışı 🙂

157 metre yükseklikteki bulut delen görkemiyle UNESCO Kültür Mirasları listesinde yer alan Köln Katedrali‘nin sonsuzluğu simgeleyen iki tane muhteşem kulesi var. Ve ilginç olan bir detay var ki, her yanı hiçbir makine kullanmadan tamamen insan elinden çıkma kilisenin iki kulesi arasında sadece 4 santim var. İkinci Dünya Savaşı’nda tüm şehir yoğun bir bombardıman altında dümdüz olurken bana mısın demeyen ve dimdik ayakta kalan tek yapı bu katedral olmuş. Kimilerine göre pilotların pusulası, kimilerine göre de temelinde büyü olduğu için şehrin dokunulmazı olarak rivayetlere girmiş.

Kocaman bir haç planıyla yapılan Köln Katedrali Gotik tarzın en güzel örneği. Devasa cephesindeki dev cam vitraylara güneş ışığı vurduğunda içi cennet arsasına dönüşen katedralde, dünyanın en büyük çarmıha gerilmiş İsa heykelinin yanında çok değerli eserleri ve hazine parçalarını görebiliyorsunuz. Kapısından girmek ve içeride biraz dolaşmak ücretsiz olsa da, dünyanın en büyük 9 çanına bağlanan 509 basamakla kuleye tırmanmak ve alt kattaki hazine odasına girmek için minimum 4 euro ücret ödüyorsunuz. Köln Katedrali haftanın her günü açık ama pazar günleri cemaat baş başa kalmak istiyor ve 13:00-16:30 saatleri arasında turistlere kapılarını kapatıyor.

Köln Katedrali nerede diye soracak olursanız şehir ortadan geçen nehirle ikiye ayrılmış ve katedral de eski şehir denilen Old Town bölgesinde yer alıyor. Ya da kestirmeden bir cevapla Köln’de hangi yöne bakarsanız orada diyeceğiz. Çünkü katedrali tıpkı Eyfel Kulesi gibi şehrin her yerinden görebiliyorsunuz. Giderken öyle pek yön sormanız da gerekmiyor tren garının yamacında asırlardır dikiliyor. Diyelim ki bulamadınız ille birine soracaksınız, o kişinin de yüzde doksan Türk olma olasılığı var. Yani ya bulacaksınız, ya bulacaksınız.

Bir de katedrali gördük hadi nehrin karşısına geçelim demeyin hemen! Şehir mimari açıdan sürprizlerle dolu ve hani fotoğrafların arka plan yaptığınız o sevimli evler var ya, onlar da katedrale oldukça yakın. Harita üzerinde bir lokasyon belirlemek isterseniz bu şirin evlerin bulunduğu yerin adı Altermarkt! Eğer Noel Pazarı’na yetişemediyseniz Şubat ayında bu bölgede Köln Karnavalı düzenleniyormuş ve Almanlar ciddi ciddi çıldırıyormuş.

Hohenzollern Köprüsü (Kilitli Köprü)

Köln Katedrali‘nin hemen yanı başında, demir dolgusuyla diğer nehir köprülerinden hemen ayıracağınız Hohenzollern Köprüsü‘ne biz kestirmeden kilitli köprü deyip geçiyoruz. Çünkü köprüyü özel yapan iç korkuluklara asılmış binlerce kilit. Biz kim takmış acaba deyip bayağı bir inceleme yaptık ve gördük ki totali neredeyse 2 tona yaklaşan kilitlerinde çoğu da Türk aşıkların yadigarı. Sanırsak köprünün yakınlarında bu işten acayip para kazanmış ve hala da kazanan zengin bir kilitçi var. Ve yine sanırsak nehrin dibinde de binlerce anahtar gizli.

Ren Nehri’nin üzerinde yükselen bu havalı köprü  2. Dünya Savaşı’nda yıkılıp yeniden yapılmış. Köprü sadece trene açık ve yan parkurlardan yayalar yürüyebiliyor. Yani üzerinden araç geçmiyor. Katedrali bir şehir silueti içinde görmek isterseniz karşı kıyıya geçebilirsiniz. Bu bölge Deutz olarak adlandırılan ve daha çok iş merkezleriyle dolu bölge. Fuarlarıyla ünlü Köln’ün en büyük fuar alanı Kölnmesse ve dünyaca bilinen buz hokeyi arenası da burada. Ama katedral tarafındaysanız ki burası eski şehir olarak da biliniyor, en popüler en turistik taraftasınız anlamına geliyor.

 Köln Müzeleri

  • Köln’e birkaç günlüğüne geldiyseniz ve gezmekten başka yapacak bir işiniz yoksa enteresan müzelerini keşfedin bizce. Resimle ilgiliyseniz ve iyiyi güzeli göreyim, Picasso’yu severim diyenlerdeniz Museum Ludwig’e gidebilirsiniz. Yalnız giriş 10 Euro’dan yüksekti hatırladığımız kadarıyla, paranıza kıyabiliyorsanız güzel ama..
  • Bu sefer sanat tarihçilerine seslenelim. Wallraf – Richartz Müzesi Ortaçağ eserleriyle dolu ve çok iyi muhafaza edilmiş. Giriş ücreti yetişkin için 5, öğrenci için 3 Euro.
  • (Schokoladenmuseum) denilen Çikolata Müzesi Köln gezilecek yerler arasında en çok ilgi çekeni. Çikolatanın yapım aşamaları, kalıpları ve kullanılan makineler açısından genel kültür yapabiliyor, bol bol çikolata alabiliyorsunuz. Giriş yine 9-10 Euro gibi bir ücretle. Amaç sadece çikolata koklamak ve yemekse bizce yol üzerindeki Lindt mağazalarında harcayın bu parayı. Biz öyle yaptık.

Bir de not düşelim aynı bizdeki gibi Almanya’da birçok yerde pazartesi günü müzeler kapalı. Sadece Çikolata Müzesi Pazar günü kapalı hatırlatalım.

Köln hakkında kısa kısa bilgiler

Köln Ulaşım:

Metro ağı oldukça gelişmiş bir şehir Köln. Yer üstünden ve yer altından işleyen raylı bir sisteme sahip. Günlük ulaşım kartları 10 Euro civarında ve bazı müzelere girişte indirim sağlıyor. Biz Oberhausen’da kaldığımızdan çevre şehirleri rahatlıkla gezmek için araba kiraladık. Ama araçla şehre gelmek tam bir külfet, park yerleri pahalı. Galleria denilen bir AVM’nin otoparkına 1,5 saat için 6 Euro ödedik. Ya yürüyün (ama öyle küçücük bir şehirde değilsiniz bilesiniz!) ya metroya binin. Hem zaman hem paradan oluyorsunuz araçla geldiğinizde. Şehirler arası ulaşım için treni düşünebilirsiniz. Ama Avrupa’da en ucuz ulaşım flixbus (www.flixbus.de). Fiyat farkı şaşırtacak derecede fazla, bizce bir göz atın.

Köln Konaklama:

Köln konaklama açısından leb-i derya bir şehir. Ulusal fuarlar ve Christmas Pazarı döneminde oldukça yoğun oluyor. Konaklama için çok kararsız kalmayın ve metro istasyonlarına yakın noktalara yönelin bizce. Ya da kolay ulaşımın olduğu yakın bölgelerde daha ekonomik alternatifler değerlendirin. Airbnb gibi mesela!

Köln gezi rehberi yeme içmeye gelince… Eğer domuz eti yemiyorsanız sokak lezzetlerinden et içeren ürünlere pek ilişmeyin. Geleneksel sosislerin hepsi domuz etinden üretiliyor. Türk Mahallesi denilen bir bölge var ve tantuniden kebaba kadar her lezzeti buraya taşımışlar. Ana yemek fiyatları hemen hemen hep aynı çıtada, 9 ila 15 Euro arasında değişiyor. Fakat porsiyonlar bizim sunumlarımızdan kat be kat daha büyük. Mac Donalds menüleri 8 Euro’dan başlıyor, pizza dilimleri 3,5-5 Euro arası, İtalyan lokantasında bira veya şarapla yediğiniz makarna 12 Euro, en havalı ekmek 3 Euro, alman pastası ve simidi 2,5-3 Euro. Bira veya alkollü içecekler için marketleri tercih ederseniz bira fiyatlarının bizimkinin neredeyse dörtte biri olduğunu görüp şaşırabilirsiniz. 0,35 Euro’dan başlayıp en fazla 0,90 Euro’ya kadar gidiyor. Depozitosu ise 0,25 Euro ve büyük marketlerde bulunan geri dönüşüm makinelerine üzerinde dönüşüm işareti olan her şişeyi verip ücret iadesi alabiliyorsunuz. Sokakta içerseniz 50 ml kupaya yine 2,5-3 Euro ödüyorsunuz.

Marketler içinde Aldi ve Lidl’i tercih ettik biz. Kozmetik ise DM’de ucuz. Yüz bakım kremleri ve deodorant gibi ihtiyaçlarınızı buradan temin edebilirsiniz Balea markası DM’in kendi üretimi ve kalitesiyle fiyatıyla öne çıkıyor. Aldi mağazaları Aldi North ve Alsi Süd olmak üzere bölgesel ve ürün farkları olabiliyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir